
Hızla gelişen internet teknolojisiyle hayatımıza giren en önemli hizmetlerden biri hiç şüphesiz ki elektronik posta. Hızlı iletişim ve dosya paylaşımının yanı sıra artık bir çok resmi veya özel kurumla önemli yazışmaları da e-posta üzerinden yapabiliyoruz. Hal böyle olunca iyi bir e-posta hesabı almak herkes için şart. Bu iyi kavramının içinde güvenilirlik, depolama boyutunun yeterli oluşu gibi hususlar var. Çok yoğun bir şekilde e-posta ile işi olmayan ortalama kullanıcılar için bu şartları sağlayan veya sağladığını iddia eden birçok ücretsiz e-posta servis sağlayıcısı mevcut. Ancak her zaman bu servislerden istediğimiz gibi bir hizmet alamayabiliyoruz.
Benim Gmail'de, Hotmail'de ve Mynet'te olmak üzere üç e-posta hesabım var; daha doğrusu yakın zamana kadar vardı. Çünkü Mynet, daha önceden duyduğum fakat ilk kez yaşadığım uygulamasıyla hesabımı dondurmuş. Bu dondurma kavramı gerçek manada silmek demek. Nitekim hesabımdaki bütün e-postalar geri dönüşümsüz şekilde silinmiş. Bu dondurma işleminin nedeni ise hesabıma iki aydır girmiyor oluşum. İşte Mynet'teki e-posta hesabıma girdiğimde beni karşılayan açıklama metni:
HESAP AKTİVE ETME
Sayın drt23,
İki ayı aşkın süredir Mynet Email posta kutunuza girmediğiniz için hesabınız geçici olarak dondurulmuştur.
Üzülerek belirtiriz ki, bütün emailleriniz, ek dosyalarınız ve adres defteri bilgileriniz silinmiştir ve bunlara yeniden ulaşmanız artık mümkün olmayacaktır. Ayrıca, şu esnada bu email adresinize gönderilen emailleri de alamıyor durumdasınız.
"Hesabımı Aktive Et" linkine basarak Mynet Email hesabınızı tekrar kullanabilirsiniz. İleride iki ay boyunca posta kutunuza girmediğiniz takdirde hesabınız yeniden
dondurulur. Önemli emaillerinizi ve bilgileri yeniden kaybetme riskini yaşamamak için hesabınıza sürekli giriş yapmanızı öneriyoruz.
Neyse ki Mynet'e fazla güvenmiyordum ve o hesabımı önemli yazışmalar için kullanmıyordum. Ayrıca dosya yükleme gafletinde de bulunmamıştım. Ama bir düşünün, yıllardır Mynet e-postayı birçok önemli yazışma için kullandığınızı ve örneğin tatil, hastalık gibi nedenlerle iki ay hesabınıza giremediğinizi. O zaman nasıl ciddi bir sorunla karşı karşıya gelirdiniz? Yalnız postaların değil, dosyaların ve hatta bütün adreslerin silindiğini düşünün. En kötüsü ise bunları geri getirmenin bir yolunun olmaması. Bari, "dondurma" kavramını gerçek manasında kullansalardı.
Kullanıcı anlaşmasını okumadım - genelde de okumam - ve eminim ki bir yerlerinde hesap dondurmaktan söz etmişlerdir. Ancak keşke "Bedava hizmet veriyoruz, karşılığında da web adresimizi sık sık tıklamanızı ve bize reklamlar yoluyla para kazandırmanızı bekliyoruz," mantığının bir parça ötesine geçip, kullanıcılarına para kaynağı gözüyle bakmasalardı.
Hotmail'i de sık kullanmıyorum, fakat başıma böylesi "hesabınızı dondurduk, erittik..." tarzı birşey gelmedi. Google ise Gmail'de de ücretsiz servis anlayışının kalitesini gözler önüne seriyor ve neden Google'ın internet dünyasının devi olduğunu daha iyi anlıyorum. ABD merkezli bu şirketlerin ve diğer bir çoğunun amaçları Mynet gibi internet üzerinden para kazanmak olduğu halde farklı bir stratejiyle hareket ettiklerini ve daha çok kullanıcı dostu olduklarını görüyoruz. Sanırım buna bir başka aktüel örnek Facebook. Mynet "İki aydır neredesin? Bir daha da gelme!" dermişçesine kullanıcısını kovarken, Facebook'taki hesabınızı kapatmaya kalktığınızda sizi vaz geçirmek için uğraşıyorlar. İkisi de ücretsiz uygulama!
Yukarıda da gördüğünüz gibi uyarı mesajının sonunda yeniden hesabımı aktive edebileceğimi yazmışlar ve sağ olsunlar, dondurma konusunda bir kez daha uyarmayı ihmal etmemişler. Uyarmaya gerek yok; Mynet'in zaten gözümde pek de iyi olmayan imajı tamamen yerle bir oldu ve dolayısıyla hizmetlerini tekrar kullanmak niyetinde değilim. Sizin de Mynet e-posta hesabınız varsa "dondurulmaya" karşı dikkatli olun ve ne olur ne olmaz önemli yazışmalarınız için başka bir hesap daha (Gmail'i tavsiye ediyorum.) açmayı ihmal etmeyin.


Televizyon dizilerinde reyting uğruna kendine yer bulan yeni eğilim dizileri şifreleme tartışmasının başlamasına neden oldu. Dünyanın en çok televizyon izleyen toplumlarından biri olduğumuz için bu tartışmanın uzayıp gitmesi ve gün geçtikçe büyümesi muhtemel. Herkesi tatmin edecek bir orta yol bulmak ise pek mümkün görünmüyor. Peki şimdi ne olacak?
"Tek gelirse bu kitap hakkında bir yazı yazayım; çift gelirse başka bir konuda yazarım." Avuç içinde yuvarlanan zar hissedilir ve az sonra masaya çarparken çıkardığı tok ses duyulur. Birkaç saniye döner ve durduğunda üst yüzeyindeki üç siyah nokta görülür. Kollar sıvanır ve bu yazıyı yazmaya başlanır.